KSS/TDP

KSS

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Türkiye’nin En İyi Gönüllü Toplumsal Duyarlılık Projesi

Artı Özel Eğitim Merkezi’nin 1999 yılından itibaren Entegrasyon için Toplumsal Duyarlılık Projeleri kapsamında tasarlayıp geliştirdiği uygulamalarından biri olan ve üniversiteli alan öğrencileriyle yürüttüğü TOPLUMSAL DUYARLILIK GÖNÜLLÜLERİ PROJESİ 10-12 Mart 2005 yılında Sabancı Üniversitesi’nin düzenlediği ve Akdeniz Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı, 22 üniversite ve gönüllülük faaliyetleri yürüten STK’ ların katılımlarıyla gerçekleştirilen 4.ULUSAL TOPLUMSAL DUYARLILIK PROGRAMI’NDA 5 yıllık uygulama süreçleri ve sonuçlarıyla sunulmuş; engellilerin toplumla bütünleştirilmesinde Türkiye’nin en iyi gönüllülük projesi olarak kabul edilmiştir…

Engellilerin Toplumla Bütünleştirilmesine Yönelik Toplumsal Duyarlılık Potansiyelinin Açığa Çıkartılması ve Geliştirilmesi Ülkemiz için Çok Büyük Bir İnsan Kaynakları Gücü ve Değerler Kazanımı Olacaktır. Toplumsal Duyarlılık Gelişimi Programı Öncelikli Bir Devlet Politikası Haline Getirilmelidir..

TDP

TDP+G (Toplumsal Duyarlılık Projeleri + Gönüllüleri)

TDP+G Nedir? Neden Böyle Bir Çalışmaya İhtiyaç Duyuldu?

Biz bir özel eğitim rehabilitasyon merkeziyiz. Farklı gelişen çocuğu olan aile, çocuğunu alarak bize geliyor. Özel eğitim rehabilitasyon hizmetlerimizi verirken öncelikli amacımız, bireyi toplum hayatına hazırlamak. Ailenin ve çocuğun yaşam kalitesini yükseltebilmek…

Bu amaçlara yönelik olarak, çocuk-aile-kurum üçgeninde, son derece sağlıklı ilişkiler geliştirebiliyoruz.

Ama engelli birey ve ailesinin, kurum dışında da bir yaşantıları var. Evde, okulda, sokakta, çarşıda, kısacası hemen hemen her yerde yaşadığı çok belirgin bir sorun var: Toplumla sağlıklı ilişkiler kuramıyorlar ve sosyal dışlanmışlık yaşıyorlar. Bir aile, farklı gelişen çocuğu ile otobüse bindiğinde, şoför de, diğer yolcular da, çekinik davranıyor, hatta bazı şoförler, otobüse dahi almak istemiyorlar.

Toplum bu kaçınma ve sosyal dışlama tutumlarını, farklı davranmayı bilmediği için, farklılıktan çekindiği için, önünde doğru modeller olmadığı için, kendi başlarına hiç gelmeyeceğini sandıkları için, belki de farkında olmadan yapıyor.

Sonuç olarak, toplum da, aile de, birbirini tanımıyor, birbirinden uzak… Aynı yerlerde yaşıyorlar ama, farklılar. Birbirlerini tanımak için sağlıklı bir iletişim modeline ihtiyaçları var. Bizler de bunu sağlamanın en iyi yolunun, gönüllü ilişkileri aracılığıyla olabileceğini düşündük.

Uygulama ve yaşantılarıyla engelli birey ve ailesiyle toplum arasında kaynaştırmayı sağlayabilecek, toplumsal duyarlılığı geliştirebilecek, bu duyarlılığı taşıyan gönüllü arkadaşlara ve özel eğitimini yürüttüğümüz ailelerimize güvenerek, açıkçası da pek çok riski de göze alarak harekete geçtik.

Hangi Alanlarda Okuyan Gönüller ve Neden?

Aileler ve çocuklarla kurulacak ilişkilerde, hata yapma olasılığı en az olabilecek, “Psikoloji, çocuk gelişimi eğitimi bölümü, özel eğitim, PDR ve SHU” v.b. alanlarda okuyan, bu alanı bilerek- isteyerek seçmiş ve gelecekte de, bu alanda çalışma ihtimali ve isteği olan genç, üniversiteli arkadaşlarla görüşmeler yapıp, uzun soluklu olmasını dilediğimiz ve gönüllülerin coşkusu ve enerjisiyle hayat bulan bu çalışma modelini başlattık.

H.Ü.’ den bir hocamızın dediği gibi, “Türkiye’de belki de ilk defa, multi disipliner bir anlayışla, sivil toplum örgütlerinin, üniversite öğrencilerinin ve rehabilitasyon merkezleri ile diğer kurumların işbirliği ile örgütlendiği, bir çok organik bağlarla bağlandığı bir gönüllülük hareketinin ilk adımlarını attık.

İstedik ki, böyle bir çalışma ile, gönüllü arkadaşlar, özel eğitimini yürüttüğümüz öğrencilerimizin evlerine giderek, doğrudan ev ortamında, sıcak bir ilişki kurarak, farklı gelişen çocukları ve ailelerini tanısın. Engelliliği, bu durumla yaşamanın ne demek olduğunu anlasın… Doğrudan yaşantılarını paylaşarak, zor zamanlarında ailelere de zaman yaratsın ve destek olabilmenin hazzını yaşasın…

Aile ve çocuk ise, kendilerini olduğu gibi kabul eden, eleştirmeyen, değiştirmeye çalışmayan bir kişiyle, güzel paylaşımlar yaşasın ve hoşça, eğlenceli, vakitler geçirsin…

*Süreç Nasıl İşliyor?

Başlangıçta grup eğitimi liderliği oluşturup, onlara (tüm gönüllü adaylarına) bir eğitim verdik. Süreç hakkında, neleri, nasıl yaşayabileceklerini, nelere dikkat etmeleri gerektiği hakkında onları bilgilendirdik.

Başlangıçta 2’ şer kişili gruplar oluşturduk.(Kendilerini hazır hissettiklerinde ayrı ayrı gitmek üzere…), haftada en az 2 saat olmak koşuluyla, düzenli olarak, eşleştirildikleri, herhangi bir engel grubundaki çocuğumuzla ve ailesiyle kurumda tanıştırıldılar. İlk etkileşim sürecinden sonra, ortak( aile ve gönüllü) olarak belirledikleri zamanlarda ev ziyaretleri başlatıldı.

Çalışma ilk “3 ay” ve 2.”3 ay” olarak iki süreç için planlandı. Gönüllülere de, ailelerimize de, yani her iki tarafa da sorumluluklar verdik. Yaşantı süreçlerini, deneyim ve kazanımlarını bizlerle (koordinasyon ekibi ile) yazılı olarak paylaşmalarını istedik. (Az sonra sizlerle de paylaşacağımız gibi…)

*Bu Çalışmanın Ana Amacı Nedir?

Bu tip gönüllü çalışması ile, farklı gelişen çocuğun ve ailenin “sosyal dışlanmışlık” duygusundan arınması, hem moral ve motivasyonunun artmasına ve toplumla daha sağlıklı bütünleşmesine, psiko-sosyal açıdan önemli değişikliklere neden olunması; hem de gelecekte bu alanda çalışacak olan üniversite öğrencilerini bilgi, beceri ve mesleki değerler açısından zenginleştirmek hedeflenmiştir.

Öğrencilere çalışma alanı vakalarını, engel gruplarını, aileleri, onların yaşadıklarını, çocuğun ve ailenin evinde tanıma ve anlamaya dönük, zengin içerikli yaşantılar kazandırmak, aileye sosyal ilgi, moral destek ve ev ziyaretleri yoluyla zaman yaratmak en önemli hedeflerdir.

*Bu süreç topluma nasıl yayılıyor?

1 gönüllü kişi: yaklaşık 8-10 kişilik aile ve akraba çevresiyle, 10-15 kişilik de arkadaş çevresiyle, böyle bir projede yer aldığını, çalıştığı farklı gelişen çocuğu, özelliklerini, ailenin yaşadığı sorunları paylaşıyor. Dolayısıyla 20- 25 kişi ile paylaşmış oluyor.

2. Gönüllününde aynı şekilde paylaştığını düşünürsek:

1 aile için eşleştirilen 2 gönüllü, yaklaşık 50 kişi ile bu bilgiyi paylaşıyor.

1 engelli çocuk ailesi de, en az 15 kişi ile paylaşıyor.

Koordinasyonda da 10 kişi var. Her biri 1’er kişiyle paylaşsa 10 kişi.

Özetlersek:

1 aile ile yürütülen çalışmadaki bilgilendirme gücü

25+25+15+10 = 75 kişi

1. süreçte 22 aile ile çalışma yürütüldü.

22×75 = 1650 kişi,

(1.elden çocuk-aile-engellilik hak. bilgilendirilen bir değere ulaşıldı…)

Planımızda toplam 120 gönüllüye ulaşmak var. Bu sayıya ulaştığımızda 60 aileden, yaklaşık 4500 kişiyi bizzat bilgilendirmiş ve kısmen de olsa toplumsal farkındalığı arttırmış olabileceğiz ki, bu da azımsanmayacak bir “güç” tür.

Hedefimiz Ne?

Bu çalışma modelin, yaygınlaştırabilmek.

Karşılaşılan En Belirgin Sorun Ne?

Oysa biz daha, gönüllülerin ekonomik sorunlarını çözebilmiş değiliz. Projenin 1. aşamasında öğrenci arkadaşlara yük olmamak için, yol ücretlerini ödeyebilen ailelerle bu çalışmayı başlattık. Oysa bu sorunu aşabildiğimizde, bu bilgilendirme süreci ile bu sayı 10.000‘lere ulaşabilir. Bu da nereden bakarsak küçük bir ilçe nüfusudur.

FARKLI YAŞAMLAR

FARKLI ÇOCUK AİLELERİNİN YAŞAMLARI

Farklı özelliklere sahip bir çocuğun anne babası olma rolü, anne babaların kendi seçtikleri bir rol değildir ve hiçbir anne baba, bu role kendini hazırlamaz. Hepimizin de bildiği ve yaşadığı gibi, çocuklar aileleri için çok önemlidir, mutluluk veya üzüntü kaynağı olabilirler. Çocuklar genelde, aile için kendi düşünce, hayal ve amaçlarını gerçekleştirecek bir eser olarak görülmektedirler. Ailelerin farklı özellikleri olan çocukları olduklarını ilk duyduklarında, öğrendiklerindeki duyguları çok karmaşık duygulardır. Her ailenin kendisine özgülüğünden, farklı kişilik özellikleri ve sosyal destek örüntüleri olduğundan yola çıkılarak, ailelerin yaşadıklarının hem benzerlikler hem de farklılıklar gösterdiği düşünülebilir. Ailelere çocukların durumuna ilişkin ilk bilgilerin nasıl verildiği, ailenin uyum sürecini belirleyen en önemli nedenlerden biridir. Ayrıca, ailelerle çocuklarının farklı özellikleri olduğunun nasıl anlatıldığı ve bu bilginin nasıl bir ortamda verildiği de onların duruma nasıl uyum sağlayacağını belirleyen ve çocuklarının gelişimini en çok etkileyen faktörlerden biri olmaktadır.
Anne babalara doğru bilgi verilerek uygun bir yaklaşımla iletişim kurulduğunda ailenin bu beklemedikleri ve hazır olmadıkları duruma uyum sağlamada çok olumlu bir başlangıç yaptıkları düşünülür. İlk anda, günlerde, aylarda, yıllarda yaşanılan duygular, uzmanların ailelerle ilk iletişimin nasıl olduğu ile çok yakından ilişkilidir. Bu ilk etkileşime bağlı olarak anne baba kızgınlık, kırgınlık, yalnızlık ve çaresizlik duygularını yoğunlukla ve sürekli yaşayabilir, ya da kendini ve çocuğunu geliştirme yönünde daha güdüleyici ve destekleyici bir yaklaşımla gelişim sürecine olumlu bir başlangıç sağlar. Bu ilk etkileşim aslında, anne babanın çocuğuna karşı temel tutumlarının oluşturulmasında da çok önemli bir temel taştır.
Ailelerin tepkilerini açıklayan modeller:
1)   ŞOK VE İNKAR: Engelli çocuğa sahip ailelerde gözlenen ilk tepki, şok durumu ve duruma inanmamadır. Aile, engelli bir çocuğu olduğunu kabul edememekte ve bu gerçekten kaçma eğilimi gösterip inkar davranışları sergilemektedir. İnkar etme, bir ölçüde bilinmeyene karşı duyulan korku ve tedirginlikten kaynaklanmaktadır. Aile, uzmanların tanı ve açıklamalarını kabul etmeyerek çocuğunun “ normal” olduğuna ilişkin kanıtlar aramaya ve uzmandan uzmana başvurarak doğru tanıyı almaya çalışır.
2)    KIZGINLIK: Bu aşamada aile “ neden başımıza böyle bir olay geldi? , “ neden biz?” sorularını sormaya ve yanıtlar aramaya başlar. Kızgınlık duygularını, tanıyı koyan uzmanlara, normal çocuğu olan ailelere, kendilerine ya da tanrıya yansıtabilirler. Anne ve babanın birbirini suçlaması, evlilik ve aile ilişkilerinin zedelenmesi, bu aşamada karşılaşılan en önemli sorundur.
3)    UZLAŞMA: Aile, çocuğunun bakım ve eğitimiyle çok yakından ilgilenip, olanaklardan en iyi şekilde yararlandığı taktirde, onun normale ulaşacağı umudunu taşımaya başlar. Tüm enerjisini, zamanını ve olanaklarını, engelli çocuğu için kullanmaya çalışır; her şey, normale döndürmeye çalıştığı çocuğu içindir.
4)    DEPRESYON VE ACI: Aile, uzlaşma aşamasında harcadığı tüm çabalara karşın çocuğu normale dönmeyince, durumun gerçek olduğunun, yani farklı özelliklere sahip bir çocuğu olduğunun bilincine varmaya başlar. Engelli bir çocuğu olduğu gerçeğinin farkına varmak, anne-babanın büyük acı çekmesine ve daha sonra depresyona girmesine neden olabilmektedir.
5)    KABUL:   Bu aşamaya ulaşabilen anne- babalar, çocuklarını olduğu gibi kabul etmeye, onu ailenin bir ferdi gibi görmeye hazırdır. Bu aşama, duruma uyum sağlama, amaç ve hedeflerin, beklentilerin,” çocuğun farklı olduğu” gerçeğinden hareket ederek, yeniden düzenlemesini gerektiren bir süreçtir.
Her aile kendine özgü bir gelişim hızı içindedir. Her bir aşamaya, en başta çocuklarının engel tipi ve şiddetine, kendi sosyal çevresinden ve uzmanlardan aldığı destek düzeyine bağlı olarak değişik sürelerde ulaşmaktadır. Ancak her ailenin en son aşama olan kabul aşamasına ulaşabileceğini söylemek oldukça güçtür. Aileye engelli bir çocuğun katılımında, ailelerin “ engelli bir çocukla nasıl yaşayacağız” sorusunun yanıtını bulmalarına, yaşadıkları güçlük ve sıkıntıların giderilmesinde, onlara şu hizmetlerin sağlanması büyük önem taşımaktadır;
1)  Yaşadıkları duyguların, çatışma ve kaygıların anlaşılması, paylaşılması ve    çözümlenmesine yönelik danışma desteğinin verilmesi,
2)   Engele ait özellikler, çocuğun gelişimi, yeterlilikleri, yetersizlikleri ve gelecekteki durumu hakkında bilgilendirme,
3)  Anne baba olarak çocuklarının eğitiminde neler yapmaları gerektiği konusunda ve yardım alabilecekleri kaynaklar (uzmanlar, kaynaklar, kurumlar, vb.) hakkında bilgi verilmesi,
4)  Yasal hakları hakkında açıklama yapılması. Bunlarla birlikte, ailelerde yapılacak çalışmalarda, anne- babanın kendilerine ve çocuklarına güven duymalarını sağlayabilmek ve sosyal yaşamdan kopmalarını önleyebilmek, en önemli amaçlar olmalıdır.

GÖNÜLLÜLER İÇİN

İmece Ruhlu Bir Gönüllülük Öyküsü

Gönüllü olmak… Şimdi hayatımı bu kadar değiştiren, yönlendiren ve yaşamıma yepyeni anlamlar katan bu kavramı anlatmanın yollarını arıyorum. Bir gönüllülük öyküsü bu… Böyle tanımlamak hoşuma gidiyor. Yaşamımızın pek çok anında da olduğu gibi bu öykünün başlamasında ve gelişmesinde rastlantıların rolü büyük; küçük ve şanslı rastlantılar bunlar.
Geçen yıl haziran ayında yoğun bir okul döneminin ardından, birinci sınıfı da bitirmenin verdiği rahatlıkla büyük tatil planları yapmaya başlamıştım. Tek istediğim Ankara’ya evime dönüp , “hiçbir şey” yapmamaktı. Ta ki o gazete haberini okuyana kadar… Haber, gönüllü gençlerin engellilerle yaptıkları gönüllü çalışmalardan söz ediyordu ve hem gönüllüler hem de engelliler müthiş anlar paylaştıklarını anlatıyorlardı. Tam bir dayanışma tablosuydu!

Haberin ardından kendimle baş başa kaldığımda, aklıma ilk gelen engellilerle ilgili ne bildiğim sorusuydu. Onları hiç tanımıyordum. Onların yaşayışları hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Bu bence bir eksiklikti, büyük bir eksiklik! Sorumsuz ve bencil olduğumu düşündüm. Ne kadar da ben merkezliydi yaşamım, alışkanlıklarım, amaçlarım ve beklentilerim hayata dair. Beni derinden etkileyen, bende bir şeyleri tetikleyen, dahası kendimi rahatsız hissetmeme neden olan bu haberin ardından harekete geçmeliydim, “bir hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Aklıma ilk gelen engelli çocukların eğitimlerinin gerçekleştirildiği rehabilitasyon merkezleri oldu. Böyle bir yerden başlarsam hem buraya düzenli olarak gelip giden engellileri tanıyabilir hem de onların eğitimleri hakkında bilgi sahibi olabilirdim.

Ankara’ya evime döner dönmez, Ankara’daki tüm rehabilitasyon merkezlerinin adreslerinin bulunduğu bir listeyle yola çıktım ve soluğu Artı Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezi’nde aldım. Neden geldiğimi ve ne istediğimi anlattım. Önce şaşırdılar. Çünkü ilk kez böyle bir gönüllülük isteğiyle karşılaşıyorlardı. Belirsizliklerle dolu olmasına karşın, başlangıç olarak tek istediğim ortalıkta dolaşmama izin vermeleri, oradaki engellileri tanımam için bana olanak tanımalarıydı. İzin verdiler ve bu olanağı bana fazlasıyla sundular. İlk gidişimde elimde belki de içi boş bir gönüllülük kavramı varken, onlar, benim bile kendime sormayı unuttuğum soruları sordular; neden ve niçin gönüllü olduğuma ya da neler yapabileceğime dair. Başlangıçta yanıtları bulmakta zorlandım, zaten yola çıkış nedenim de bu değil miydi? Ben engellileri tanımıyordum, onların dünyalarından habersizdim, onlardan çok uzaklarda bir yerlerdeydim. Ama şanslıydım. Çünkü kurum müdürü Mustafa Ateş bu soruların yanıtlarını benim yerime bulmuştu ve benim bu “acemi gönüllülük” isteğimi yapılandırıp, organize edip, daha anlamlı ve işlevsel bir hale dönüşmesini sağladı.

Neler yaptım? Engelli öğrencilerle birlikte benim adına ”normallerin dünyasına üç küçük yolculuk” dediğim etkinlikler düzenledik.Bunlardan ilki bir sinema etkinliğiydi. Engelli öğrencilerle birlikte bir sinemada çizgi film izledik. Bir sonraki gezimiz Anıtkabir’e oldu ve ardından son olarak Atatürk Orman Çiftliği’ne gittik. Hayvanat Bahçesi’ni gezip, piknik yaptık.

Yaşanılan anlar çok özel ve değerliydiler hem engelli çocuklar hem de bizim açımızdan. Ama en çok da onlar içindi sanırım. Çünkü dünyayı kendi eksenlerimizi etrafında düzenleyen ve şekillendiren biz ”normaller” in “anormal” olarak etiketledikleri engellilerin, bizlerin yaşayışlarına ve alışkanlıklarına ortak olmaları, katılmaları, onlar açısından çok sık rastlanan durumlar değil, ne yazık ki…

Süreç içinde, her gün pek çok yeni şey öğrendim. Bunlardan biri olan otizmle ilk kez burada tanıştım. Kendi içinde bilinmezliklerle dolu bu farklı var oluşun, hastalığın gizemine kapıldım diyebilirim. Merkezdeki otistik çocukları artan bir ilgiyle izlemeye, onların eğitim süreçleriyle ilgili bilgilenmeye başladım. Konuyla ilgili tüm kaynakları okumaya çalıştım ve öğrendim ki otizm aslında dünyada bile bilimsel anlamda çok fazla bir geçmişe sahip değil. Yaşadığım en farklı, en güzel ve en anlamlı yaz tatiliydi bu kendi kendime armağan ettiğim. Başlangıçta, engellileri anlamak, onların dünyalarını tanımak için yola çıkmıştım ama bu yolda kendimle karşılaştım. Kendimi tanımaya, daha iyi anlamaya başladım. Ailem dahil herkes olumlu yönde farklılaştığımı söylemeye başladılar.

Zaten bence gönüllülükle ilgili çalışmalarda insan her şeyden önce kendisi için bir şey yapar. Birileri için bir şeyler yapabilmenin verdiği o müthiş haz duygusuyla, kendinize olan özgüveninizin ve motivasyonunuzun sürekli arttığını görüyorsunuz bir kere. En azından benim için tam da böyle oldu diyebilirim. Engellilere ne kadar yararlı olabildim bilemiyorum ama gönüllü olmamın ardından yaşamımdaki tüm bu olumlu gelişmeleri de hesaba kattığımda, sormadan edemiyorum: Acaba ben mi o çocuklar için gönüllü olmuştum, yoksa onlar mı benim için?

Nehir Kuyurtar
Boğaziçi Üniversitesi,
PDR Bölümü Öğrencisi – İstanbul

Paylaşım

Aralık 2004

ÇOCUKLAR, AİLELER VE TOPLUM İÇİN

TOPLUMSAL DUYARLILIK + GÖNÜLLÜLÜK ÇALIŞMALARI AİLE EĞİTİM TOPLANTISI

19 Mart 2004 tarihinde Çağdaş Sanatlar Merkezi’ nde gerçekleştirilen Toplumsal Duyarlılık + Gönüllülük konusunda ailelerimizi bilgilendirmeye yönelik toplantıya toplam 25 ailemiz katılmıştır. İşlerinden izin alamayarak katılamayan ailelerimiz kuruma geldikleri zamanlarda, projenin amacı ve işleyişi konusunda bilgilendirilmişlerdir.

Engelli bir çocuğa sahip olan ailelerin yaşadığı temel problem sosyal dışlanmışlık, reddedilme, yakın aile çevresi dışında tatmin edici sosyal ilişkiler yaşayamama ve dolayısıyla hem aile hem de çocuk için sosyalleşmenin eksik bir boyut olarak kalmasıdır. Kurumumuzda gerçekleştirdiğimiz aile eğitim çalışmalarında da ailelerimiz sürekli toplum içine girememe, çevre tarafından kınanma reddedilme durumlarıyla karşı karşıya kaldıklarını aktarmakta, yaşayacakları olumsuzluklardan uzak durmak için de sosyal ortamlardan kaçınmayı tercih etmektedirler. Dolayısıyla pek çok aile için alışverişe, sinemaya, tiyatroya, misafirliğe hatta parka gitmek tam bir kabus halini alabilmektedir. Tüm bu süreçler bir kısır döngü gibi işlemekte aile ve çocukta giderek bir içe çekilme- kapanma gözlenmektedir. Geniş aile yapısına sahip aileler bunu bir ölçüde tolere edebilmektedirler; ancak çekirdek ailelerde “ yalnızlaşma ” belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır.

Toplumsal Duyarlılık + Gönüllülük çalışmalarının temel hedefi ailelere ihtiyaçları olan sosyal destek ve morali verebilmek, ayrıca kendilerine de birer birey olarak zaman yaratabilme şansı tanımak, aynı zamanda çocuk için de iyi bir motivasyon kaynağı ve sosyal- duygusal paylaşım imkanı oluşturmaktır.

19 Mart 2004 tarihinde yapılan aile eğitim çalışmasında;

* Ailelerimize projenin temel amaç ve hedefleri konusunda bilgi verilmiştir.

* Projenin süresi ve işleyişi aktarılmıştır.

* Ailelerimiz de “ Toplumda yaşadıkları ” problemleri sözel olarak ifade etmişler, dışlanmanın kendileri ve çocukları için oluşturduğu yıpratıcı duygu durumunu aktarmışlardır. Karşılıklı bu paylaşım projenin amacı ile ailelerimizin ihtiyaçlarının son derece uyuştuğunu bizlere de göstererek , çalışmamızın faydalılığı konusunda daha başlangıçta bizleri hedefimize ulaşmak konusunda yüreklendirmiştir.

* Ailelerimize bu çalışmanın evde bir özel eğitim hizmeti olmadığı, amaçtan sapılması halinde ön görülen hedeflere ulaşılamayacağı “ gönüllülük esasına dayalı sosyal paylaşım” imkanının ortadan kalkacağı özellikle vurgulanmıştır.

* Ailelerimizden çalışmanın verilerini, faydalılığını somutlaştırmak ve katılan aile + gönüllü sayısını arttırabilmek amacıyla projeye yönelik tüm gözlem ve yaşantıları raporlaştırmaları rica edilmiştir.

Bu toplantı sonucunda projeye katılmak isteyen 22 aile belirlenmiş ve 10 günlük bir süreç içinde eşleştirmeler yapılarak proje başlatılmıştır.

TODEG

TODEG ( Toplumsal Duyarlılık Engelliler Entegrasyon Gönüllüleri Derneği )

YÜZYILIN ENTEGRASYON KÜLTÜRÜNÜ YARATACAK DUYARLILIK HAREKETİ: TODEG
VİZYONU
Farklılıklarla birlikte yaşama kültürünü yaratmak.

MİSYONU
TOPLUMSAL DUYARLILIK BİLİNCİ GELİŞİMİNE KENDİNİ ADAMIŞ KİŞİ VE KURULUŞLARLA; SAĞLIKTA, EĞİTİMDE, HUKUKTA, YÖNETİMDE, SOSYAL HAYATTA ENGELLİLERİN ULUSLARARASI KALİTE STANDARTLARINDA YAŞAYABİLECEĞİ UYGULAMALAR, HİZMETLER, DEĞERLER YARATARAK ÇAĞDAŞ VE EVRENSEL ENTEGRASYON KÜLTÜRÜNÜ OLUŞTURMAKTIR.

TODEG’in İlkeleri
1.İnsana saygı, değer ve özgürlük
2.Sorumluluk, hesap verebilirlik
3.Gönüllülük
4.Bilimsellik
5.Şeffaflık
6.Katılımcı, demokratik,
7.İnsan hakları, eşitlik, gelişme ve yaşam hakkı
8.Ekolojiklik (çevre ve doğaya saygı)
9.Empati, hoşgörü
10.Farlılıklarla birarada olma-entegrasyon anlayışı ve kültürü

TODEG’İN FELSEFESİ:

Tam katılımlı entegrasyon anlayışını kültürel, eğitsel ve yönetimsel değerlere dönüştürerek, evrensel ve çağdaş bir toplumsal duyarlılık bilinci oluşturmaktır.
Gücünü bilimden, duyarlılıktan ve gönüllülükten alır.
AMACI:

“Anayasanın öngördüğü; sağlık, eğitim, hukuk ve sosyal yaşam esaslarına uygun olarak, farklı gelişen ve özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar ve ailelerinin, erken çocukluk döneminden başlayarak topluma tam katılımını sağlamak, bağımsız yaşam becerilerini en üst seviyeye ulaştırmak, toplumun bağımsız, üretken ve saygın bir üyesi olarak kaliteli yaşam sürmesini sağlamak, ülkemizdeki tüm özel kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarında entegrasyon anlayışının değerlere dönüşerek etkinlik kazanması ve yaygınlaştırılması için; ulusal ve uluslar arası düzeyde her türlü eğitimsel, bilimsel çalışmalar yapmak, işbirlikleri sağlamak, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler düzenlemek ve bu konularda gerekli destekleri verip, organizasyonlar yaparak evrensel ve çağdaş bir toplumsal duyarlılık bilinci oluşturmaktır”.
ÇALIŞMA KONULARI:

* Gelişimsel farklılık gösteren ve özel eğitime ihtiyacı olan engelli ve/veya üstün yetenekli tüm çocukların sıfır yaştan itibaren sağlığı, gelişimi ve eğitimi için bilimsel çalışmalar yapmak, eğitim ortamları, fırsat ve olanakları oluşturmak, araçlar, programlar geliştirmek ve uygulamak, bu konularda yapılan çalışmalara destek vermek, ailelerine eğitimsel ve bilimsel yardımlar sunmak; ailede, çevrede, tüm okul ve eğitim kurumlarında yaşıtlarının yararlandığı ve yaşadığı tüm olanaklardan tam ve etkin bir şekilde yararlanmasını sağlamak buna engel oluşturabilecek her türlü önyargı ve dışlanmaya karşı demokratik ve duyarlı bir bilinç oluşturmak.

* Erken çocukluk döneminden başlayarak, tüm resmi ve özel okullarda, özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde ve eğitim sisteminde entegrasyonu yönetimsel ve eğitimsel etkin bir anlayışa dönüştürmek, program ve uygulama çalışmaları yapmak, paneller, seminerler, konferans ve kongreler, kurslar, hizmet içi eğitim ve programları düzenlemek, uygulamaları yapmak, ulusal ve uluslar arası düzeyde projeler geliştirmek veya geliştirilmiş projelere ortak olmak, bu yönde çalışma yapanlara destek sağlamak.

* Çalışma amaç ve konularıyla ilgili her türlü bilimsel, eğitimsel, kültürel, sanatsal, sportif ve sosyal faaliyetler, ulusal ve uluslar arası düzeylerde gezi-gözlem-inceleme, fuar, sergi, kermes, yarışma ve festivaller düzenler, ödüller verir; hedef kitle ve çalışma konularıyla ilgili bilinç oluşturacak, gelir getirecek veya toplumsal duyarlılık bilinci ve entegrasyon anlayışı oluşturacak ve değerlere dönüştürecek çalışmalar yapar ve yapanlarla işbirlikleri ve ortaklıklar kurar; her türlü yazılı ve görsel medya araçlarından yararlanır, periyodik yayın çalışmalarında bulunur, TV – radyo…vb. programları oluşturur, düzenler ve yapar.

* Amaç ve çalışma konularıyla ilgili kişi, her türlü resmi, özel ve tüzel kişilikler, okullar ve üniversitelerin katılımlarıyla gönüllülük çalışmaları yapar, geçici veya sürekli çalışma grupları ve komiteler oluşturur, kişi veya kurumlardan her türlü danışma hizmetleri alır; ilgili taraflara, okul, rehabilitasyon merkezleri ve kurumlara, ailelere eğitim, psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri sunar. İlgililerin ve üyelerin faydalanması için bilgi bankaları oluşturur, kütüphaneler açar, entegrasyon ve yaşam kalitesini yükseltici projeler geliştirir, uygular; ulusal ve uluslar arası düzeylerde işbirlikleri ve ortaklıklar kurar.

* Çalışma amaç ve konularıyla ilgili üniversitelerin ilgili bölüm ve eğitim fakültelerinde okuyan öğrenciler ile gönüllülük çalışmaları organize eder ve yapar. Bu ve benzeri çalışmalar için üniversiteler, STK’lar, kamu kurum ve kuruluşları, tüzel kişilikler ve uzmanlar ile ortak proje ve çalışmalar yapar, eğitim, rehberlik ve danışmanlık hizmetleri alır, gerektiğinde verir .

* Amaç ve çalışma konularıyla ilgili yüksek kalitede performans gösteren, ihtiyaç sahibi üniversite öğrencilerine yurt içi ve yurt dışından burslar sağlar, eğitim olanak ve ortamları oluşturur, yüksek lisans ve doktora düzeyinde bilimsel ve eğitimsel araştırma ve çalışmalara ve çalışma yapanlara destek verir, gerektiğinde yurt dışındaki üniversitelerde eğitim almalarını sağlamak için kaynaklar, ortamlar ve işbirlikleri oluşturarak burslar verir.